Kolesterol vücuda zararlı değil, hatta yaşamsal. Ancak dengesi bozulursa damarları tıkar, kalbi zorlar, felce zemin hazırlar. Yıllarca yumurtaya bile düşman gözüyle bakıldı. Oysa artık kolesterolü sadece “kötü” ve “iyi” diye değil, bütüncül değerlendirmek gerekiyor.
Tansiyonunuz 13/8, kolesterolünüz 210 ama kendinizi gayet iyi hissediyorsunuz. Peki, bu değerler gerçekten normal mi? “İlaçsız idare ediyorum” demek bazen tehlikeli bir iyimserliktir. Çünkü kalp hastalıklarının yarısı belirti vermeden ilerler.
Kalp krizleri artık yaşlı hastalığı değil. 40’lı yaşlarda başlayan damar yaşlanması kalbi de yıllarca erkenden yoruyor. Tansiyon, kolesterol, şeker stres… Hiçbiri tek başına düşman değil ama bir araya geldiklerinde kalbiniz 10 yaş daha yaşlanabiliyor.
Yürürken veya merdiven çıkarken bacaklarınızda, özellikle baldırlarınızda ortaya çıkan kramp ve ağrılar, yorgunluktan daha fazlasının habercisi olabilir.
Damar sertliği ve kalp krizi dendiğinde akla hemen LDL yani kötü kolesterol gelir. Tek suçlu gibi düşünülür... Oysa LDL yüksekliği, bu sorunların nedenlerinden sadece biridir... Çünkü başka tehlikeler de vardır.
UT Arlington’daki bilim insanları, kolesterol dengesini bozan iltihabı engelleyen yeni bir enzim mekanizması keşfetti. Bu “aç/kapat” etkisi, kalp krizi ve diyabet riskini azaltabilir.
İlaç kullanmadan kolesterol seviyesini düşürmek isteyenler için umut verici çalışmalar var. Ancak her doğal yöntem bilimsel değil. Bitkisel kürlerden diyet takviyelerine, Akdeniz mutfağından yaşam tarzı değişimlerine kadar doğal yöntemlerin etkisi ne kadar gerçek?
Kolesterolü yüksek olan herkes aynı riski taşımıyor. Kolesterol testleri çoğu zaman eksik bilgi veriyor. Gerçek riski belirlemek için trigliserit, HDL ve bel çevresine de bakmak gerekiyor. Kan tahliliniz “normal” çıksa bile kalp krizi riski taşıyor olabilirsiniz. Çünkü total kolesterol değeri, partikül boyutu, insülin direnci ve bel çevresiyle beraber değerlendirilmelidir.