Yürüyüşün ilacı yoktur ama dozu vardır. Süre, tempo ve nabız bir araya geldiğinde damarı gençleştirir, tansiyonu ve şekeri dengeler. 50 yaş üstü için hedef, yorulmadan düzenli ritimdir. Konuşabilecek kadar tempo ve haftada en az 5 gün sürdürülebilir yürüyüş gerekir.
Bilim insanları, 40–50 yaş arasında sıklıkla ihmal edilen kronik uyku eksikliği, sosyal izolasyon, kontrolsüz stres ve hareketsizliğin, 60 yaş ve sonrasında demans da dahil olmak üzere nörodejeneratif hastalık riskini önemli ölçüde artırdığını ortaya koydu.
Sivas Cumhuriyet Üniversitesi (SCÜ) Tıp Fakültesi'nden Dr. İlhan Çetin yaz aylarında ölümlere yol açan Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) hastalığı konusunda ilk yapılan klasik aşı denemelerinin yetersiz kaldığını belirterek, "Ancak şu anda üretilmeye çalışılan aşılar, mRNA teknolojisiyle üretildiği için etkisinin çok yüksek olduğunu görüyoruz. İnşallah insan üzerindeki değerlendirmelerde böyle çıkarsa çok daha etkili olacaktır" dedi.
Oxford Üniversitesi’nde yapılan kapsamlı bir araştırma, günlük yürüyüşün kanser riskini önemli ölçüde azaltabileceğini ortaya koydu. 85 binden fazla kişinin verilerine dayanan çalışmaya göre, atılan adım sayısı arttıkça 13 farklı kanser türüne yakalanma riski düşüyor.
Dünyadaki milyarlarca insan için temel bir besin kaynağı olan pirinç hakkında yapılan yeni bir çalışma, iklim değişikliğinin bu tahıl içindeki arsenik seviyelerini artırabileceğini öne sürüyor.
Son zamanlarda kadın hastalıklarıyla sıklıkla gündeme gelen kök hücre tedavisinin rahim ağzı kanseri veya rahim ağzı hastalıklarının önlenmesi için önemli bir tedavi yaklaşımı olduğunu dile getiren Medicana Sağlık Grubu Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. İnci Öz, tedavi yöntemi hakkında merak edilenleri yanıtladı.