Yiyecek ve içecekler, mide asidini, yemek borusu ile mide arasındaki kapağı etkiler. Dolayısıyla bilinçli beslenme mide ekşimesi ve boğaz tahrişi gibi şikayetlere yol açan reflüyü hafifletebilir.
Modern yaşamla birlikte artan hazır gıda tüketimi, stres ve düzensiz uyku gibi faktörler genç-yaşlı herkeste mide şikâyetlerini artırıyor. İşte dikkat etmeniz gereken noktalar.
Uzun süre devam eden gece mide yanmasının gastrit veya ülserin yanı sıra bazı ciddi hastalıkların da belirtisi olabileceğini söyleyen Gastroenteroloji Uzmanı Doç. Dr. Mehmet Önder Ekmen, “Uzun süreli ve tedavi edilmemiş reflü, bazı komplikasyonlara yol açabilir. Yemek borusunda iltihap gelişmesi, eroziv özofajit ve Barrett özofagusu gibi durumlar görülebilir" uyarısında bulundu.
Her az yiyen çocuğun iştahsız olmadığına dikkat çeken Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Beyza Pehlivan Kılıç, "Ailelerin ‘çocuğum hiçbir şey yemiyor’ şikâyetiyle başvurduğu vakaların önemli bir kısmında aslında tıbbi bir iştahsızlık yoktur. Eğer çocuk enerjikse, gelişimi normalse ve boy-kilo eğrileri yaşına uygunsa bu durum çoğunlukla gelişimsel bir beslenme davranışı olarak değerlendirilir" dedi.
Reflü problemi günlük yaşam temposu yoğun olan herkesin ortak sorunu haline geldi. Özellikle düzensiz beslenme, stres ve yanlış alışkanlıklar mideyi doğrudan etkiliyor. Göğüste yanma hissi, ağıza acı su gelmesi ve şişkinlik gibi şikâyetler gün içinde yaşam kalitesini ciddi şekilde düşürebiliyor. Bu noktada doğru alışkanlıklar kazanmak, ilaç kadar etkili bir fark yaratabiliyor.
Uzun süre devam eden gece mide yanmasının gastrit veya ülserin yanı sıra bazı ciddi hastalıkların da belirtisi olabileceğini söyleyen Gastroenteroloji Uzmanı Doç. Dr. Mehmet Önder Ekmen, “Uzun süreli ve tedavi edilmemiş reflü, bazı komplikasyonlara yol açabilir. Yemek borusunda iltihap gelişmesi, eroziv özofajit ve Barrett özofagusu gibi durumlar görülebilir. Barrett özofagusu nadir de olsa yemek borusu kanseri açısından risk oluşturabileceği için uzun süreli şikayetleri olan hastaların hekim tarafından değerlendirilmesi gerekir” dedi.
Hızlı yemek yemenin yalnızca bir alışkanlık değil; sindirim sistemi sağlığını doğrudan etkileyebilen önemli bir risk faktörü olduğunu söyleyen Gastroenteroloji Uzmanı Doç. Dr. Halil Genç, yemeklerin kısa sürede ve yeterince çiğnenmeden tüketilmesinin sindirim sistemini zorlayabileceğini belirterek, bu alışkanlığın zaman içinde çeşitli mide ve bağırsak şikayetlerine zemin hazırlayabileceğine de dikkat çekiyor.
Psikolog Mehmet Güney Ziyalan, kanser tedavisi sürecinde yaşanan psikolojik ve fizyolojik etkilerin iştahsızlığa yol açabildiğini hatırlattı. Ziyalan, bazı hastaların tedavi boyunca iştahsızlık yaşamadığını, bazılarının ise tedavinin belirli dönemlerinde ya da ilerleyen süreçte bu sorunla karşılaşabildiğini ifade ederek, "İştahsızlığın her zaman fizyolojik ya da kimyasal bir nedeni olmayabilir. Psikolojik nedenler de bu duruma yol açabilir ve bu kesinlikle keyfi bir durum değildir" dedi.
Yemekle ilgili bitmeyen düşünceler aslında açlıktan değil, beynin verdiği gizli sinyallerden kaynaklanıyor olabilir; “food noise” adı verilen bu durum, modern yaşamın en sessiz ama en güçlü yeme tetikleyicilerinden biri olarak karşımıza çıkıyor. Peki food noise nedir, neden olur ve nasıl kontrol altına alınır? İşte bilimsel temellere dayanan, uygulanabilir çözüm yolları...