Bu hastalık sinsi ilerliyor ve zamanla karaciğer hasarına yol açıyor. Oysa erken dönemde düzenli kontrol ve yaşam tarzı değişiklikleriyle geri döndürülebiliyor.
Modern çalışma düzeni bizi saatlerce ekrana bağlıyor. Bu zihinsel olarak aktif, bedensel
olarak durağan bir yapı oluşuyor. Beyin de bu dengesizliği yoğun olarak hissediyor.
Her yaş grubundaki çocuk ve ergenler için uygun spor eğitimi ve aktivite çalışmaları bulunduğuna dikkat çeken Dr. Öğr. Üyesi Neriman Kilit, “Bu programlar tüm hastalık grupları için destekleyici olarak kullanılabilir" dedi.
Uzun süreli ve kontrolsüz güneş maruziyeti cilt hücrelerinde hasara yol açarak kanser gelişimini tetikleyebileceğini söyleyen Tıbbı Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Yeşim Yıldırım, yaz aylarında cilt kanserinden korunmak için dikkat edilmesi gerekenleri anlattı.
Bugün 8 saat kesintisiz uyku 'standart' kabul ediliyor, ancak araştırmalar Orta Çağ’da insanların geceyi ikiye böldüğünü gösteriyor. Peki bu doğal uyku düzeni miydi, yoksa modern yaşam mı biyolojik ritmimizi değiştirdi? Uzmanlar, uyku sistemimizin sandığımızdan çok daha karmaşık olduğunu söylüyor.
Pek çok kişi stresli zamanlarda farkında olmadan dudaklarını ısırabilir veya koparabilir. Bu durum ilk bakışta zararsız ve basit bir alışkanlık gibi görünse de psikoloji uzmanları, arkasında çok daha derin duygusal nedenlerin yatabileceğini belirtiyor.
Doç. Dr. Hanife Usta Atmaca, fazla tuz tüketiminin hipertansiyondan böbrek yetmezliğine, mide kanserinden kalp-damar hastalıklarına kadar birçok ciddi sağlık sorununa yol açabileceğini bildirdi.
Hipertansiyonun toplumda ‘sessiz katil’ olarak adlandırıldığını belirten Kardiyoloji Uzmanı Dr. Mehmet Aytürk, “Ülkemizde her 3 yetişkinden biri hipertansiyon hastasıdır. Hipertansiyon çoğu hastada yıllarca hiçbir belirti vermeden sinsice ilerleyebilir. Damar yapısını bozmasına rağmen kişi kendini sağlıklı hissedebilir. Bazı hastalarda ilk belirti kalp krizi veya inme gibi ciddi tablolar olabilmektedir. Hipertansiyon erken teşhis ve düzenli takip ile kontrol altına alınabilen bir hastalıktır. Özellikle risk grubunda bulunan bireylerin düzenli tansiyon ölçümü yaptırmaları büyük önem taşımaktadır” dedi.
Kalsiyum ihtiyacını karşılamak için sadece süt ürünlerine bağımlı kalmak zorunda değilsiniz. Hem bitkisel hem de hayvansal pek çok alternatörden elde edilebilen bu hayati mineral; kemik ve diş yapısının temelini oluşturmanın yanı sıra kalp sağlığı, kas fonksiyonları ve sinir iletiminde de son derece kritik roller üstlenir. Dolayısıyla, doğru planlanmış bir beslenme düzeniyle süt ve süt ürünleri tüketmeden de vücudun kalsiyum depolarını doldurmak mümkündür.