Kadınlarda sık rastlanan miyomlar, genellikle iyi huylu tümörlerdir. Ancak bazen hızlı büyüyüp, şiddetli kanamalara yol açabilirler. Dolayısıyla takip edilmeleri gerekir.
Japonya’da geliştirilen, “3x3 yürüyüş” ya da “aralıklı yürüyüş” modeli olarak adlandırılan interval yürüyüş tekniğinin kalp sağlığı üzerindeki olumlu etkileriyle dikkat çektiğini söyleyen Kardiyoloji Uzmanı Uzm. Dr. Yusuf Altınkaynak, bu yöntemin kalp-damar sağlığı açısından önemi hakkında açıklamalarda bulundu.
Ağız sağlığının yalnızca dişlerle sınırlı olmadığını, kalp ve beyin sağlığıyla da yakından ilişkili olabileceğini söyleyen Ağız ve Diş Sağlığı Uzmanı Dr. Dt. Gülcan Pirbudak, “Diş eti hastalıkları kalp ve alzheımer riskiyle ilışkili olabilir. İnsan vücudundaki tüm sistemler arasında güçlü ve karmaşık bir ilişki bulunur. Çoğu kişi ağız ve diş sağlığını yalnızca estetik görünüm ya da diş çürükleriyle ilişkilendirirken, bilimsel çalışmalar ağız sağlığının vücudun genel sağlığı üzerinde önemli etkileri olduğunu ortaya koymaktadır” dedi.
Yaşam alanlarını güzelleştirmek için kullanılan oda spreyleri, aslında nefesinizi her sıkışınızda bir adım daha daraltıyor olabilir. İçeriğindeki sentetik koku vericiler ve uçucu organik bileşenlerle (VOC) adeta birer kimyasal bombaya dönüşen bu ürünler, akciğerlerde kalıcı hasar bırakıyor. Uzmanlar; çocuklar, astım hastaları ve alerjik bireyler için alarm zillerini çalıyor.
Kepçe kulağın özellikle çocukluk ve gençlik döneminde dış görünümü etkileyen estetik bir durum olarak dikkat çektiğini söyleyen KBB Uzmanı Prof. Dr. Mehmet Emre Üstündağ, kepçe kulakta yenidoğan döneminde ameliyatsız tedavinin mümkün olduğunu söyledi.
Kapalı alanlarda sıkça kullanılan oda spreylerinin içerdiği kimyasallar, özellikle çocuklar, yaşlılar ve hassas bireylerde öksürükten nefes darlığına kadar birçok soruna yol açabiliyor. Uzmanlar, temiz hava için en güvenli yöntemin doğal havalandırma olduğuna dikkat çekiyor.
Böbrek taşlarının en sık 20-50 yaş arası erişkinlerde görüldüğünü işaret eden Üroloji Uzmanı Prof. Dr. Mustafa Kaplan, “Eskiden her 3 erkek hastaya karşılık yaklaşık 1 kadın böbrek taşı şikayeti yaşarken, günümüzde bu fark kapandı ve oran 2’ye 1 seviyesine kadar geriledi. Dolayısıyla, kadınlarda böbrek taşı görülme oranı geçmişe göre arttı. Bu değişimde özellikle obezite ve diyabet gibi metabolik hastalıkların toplumda giderek daha sık görülmesinin önemli rol oynadığı düşünülmektedir” dedi.